
Camiamıza yönelik 2018 senesinde düzenlenen kumpas operasyonunun arkadasında, İngiliz derin devletinin etki ve kontrolü altında olup kendilerini “Derin Devlet”, “Devlet Aklı” ya da “Devlete Yön Veren Adamlar” gibi isimlerle tanımlayan yaşlı başlı bir grup insanın yer aldığı artık tüm milletimiz tarafından bilinmekte olan bir hakikattir.
Oldukça ilerlemiş yaşları sebebiyle hali hazırda resmi bir makamları bulunmayan, hatta yardım almadan ayakta durmakta dahi zorlanan bu kimselerin sağda solda “operasyonun amacının güya devletin bekasını sağlamak olduğu” ve “her şeyin kendi emir ve talimatları ile yapıldığı” yönünde çeşitli konuşmalar yaptıkları da bilinmektedir.
Ancak, derin devlet artığı bu kimselerin güya “devletin bekasını ya da güvenliğini” öne sürerek kalkıştıkları kumpasın tek ve asıl amacı, gerçekte kendi kurdukları ve yıllar öncesinden günümüze süregelen zulüm sisteminin devamlılığını sağlamak, bu sayede de kendi basit dünyevi çıkarlarını koruyup kollamaktır.
Büyük çoğunluğu kuşkucu ve paranoyak tiplerden oluşan derin devlet artığı bu kimseler, kendi basit çıkarları ve hasetleri sebebiyle durmaksızın olmadık kuruntular uydurup icat etmekte; sonra da bunları milletimizi ve masum Müslümanları ezmek amacıyla kurguladıkları alçakça eylem ve uygulamalarına kılıf olarak kullanmaktadırlar. Tüm bunları da sözüm ona “devletin bekası”nın bunu gerektirdiği yalanıyla süsleyerek topluma empoze edip dayatmaya çalışmaktadırlar.
Aklı son derece zayıf bu tipler, paranoya boyutundaki kuruntu ve şüpheleri sebebiyle, yersiz korku ve düşüncelere kapılarak kendi çıkarları önünde engel teşkil edeceğini düşündükleri Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiamızı potansiyel suçluymuş gibi göstermeye çalışmaktadır. “Engel olmazsak bunlar ileride tehlikeli olur, şunu da yapar, bunu da yapar” tarzında VAHŞİ BİR LİNÇ VE ENGİZİSYON ZİHNİYETİYLE tertemiz masum insanları ömür boyu hapsettirme çabasındalar.
Bu insanların hiçbirinin, Allah’ın dışında müstakil bir gücü yoktur ve yaratılış görevlerinin bir gereği olarak Allah ne emrederse, harfiyen isteyerek veya istemeyerek onu yapıp yerine getirmekle yükümlüdürler.
Allah bu gerçeği Kuran ayetlerinde şöyle açıklamaktadır:
Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. (Hud Suresi, 56)
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (İnsan Suresi, 30)
Gaybın anahtarları O’nun Katındadır, O’ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve her şey) apaçık bir kitaptadır. (En’am Suresi, 59)
Yani tüm insanların olduğu gibi derin devleti oluşturan bu aciz, zavallıların kontrolü de tümüyle Allah’ın elindedir. Müminlerin şanlı, şerefli, tarihe altın harflerle yazılacak güzel bir imtihandan geçmeleri için Allah’ın kendilerine emrettiklerini harfiyen yerine getirmektedirler.
Yüce Türk Adaletine güvenimiz tam, Türk Mahkemelerinin kararlarına saygımız büyüktür.
Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder